“Bedeninizin tüm parçaları içinde, en çok işaret parmağınıza dikkat edin. Çünkü işaret parmağı, bir mağdurun logosudur.” diyor şair Joseph Brodsky, bir üniversitenin mezuniyet konuşmasında:
“Durum ne kadar berbat olursa olsun, bir şeyi ya da birini suçlamaya çalışmayın: Tarihi, devleti, üstleri, ırkları, ebeveynleri, Ay’ın konumunu, çocukluğunuzu, tuvalet eğitiminizi… Menü uzun ve yorucu; menünün uzunluğu ve yoruculuğu bile zekanızı kullanarak ona karşı bir seçim yapabilme gücünüzü engeller. Suçu birine attığınız anda, bir şeyleri değiştirme gücünüzü küçümsersiniz… Kaybeden tarafta olduğunuza dair kanıtlar ne kadar çok ve inkar edilemez olsa da, aklınız başınızda olduğu sürece, dudaklarınız ‘hayır’ diyebildiği sürece, buna karşı durun.
Genel olarak hayata, sadece sağladığı konfor için değil, zorluklar için de saygı duyun. Bunlar da oyunun bir parçası. Zorlukların iyi tarafı, bir kandırmacadan ibaret olmamalarıdır...
Umutsuzluğun eşiğindeyken şunu hatırlayın: Hayat size en iyi bildiği dilde konuşuyor… En azından şunu düşünün. Kendinizi bir mağdur olarak düşünmek, şeytanların ve demagogların doldurmayı çok sevdiği sorumsuzluk boşluğunu büyütmeye hizmet eder.”
Hepimizin kafasında başımıza gelen olumsuzlukların sorumluları, suçluları belli. Hepimizin kafasında sorumlular farklı. Sevgisiz ebeveynimiz, bozuk genlerimiz, doğduğumuz coğrafyanın imkansızlıkları, fiziksel görünümümüz, kötü niyetli akrabalarımız, bitmeyen yoksulluğumuz, eğitimsizliğimiz, bize kafayı takan öğretmenimiz, acımasız patronumuz, talihsiz evliliğimiz, hayırsız evlatlar, sömürüye dayalı vahşi sistem, kirli siyaset, adaletsiz dünya…
Garabetle dolu hayatlarımızdan yakınmakta sonuna kadar haklı da olabiliriz.
Peki şikayet neyi değiştiriyor? Benim takıldığım yer bu.
Bütün bunları bir kenara koyarak kendimize dürüstçe sorabileceğimiz bir soru var: Kendi etki alanım çerçevesinde ne yapabilirim? Elimden neler geliyor? Elimden gelenle neler yapabilirim?
Mağdur zihniyeti, sadece o mağduriyeti yaratanlara hizmet eder. Mağdur dili ve edebiyatına sığınarak, şeytanların eline koz verecek miyiz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder