KONUŞMA EĞTİMİ
"Bizi, konuşmamız eğitir. Görerek, okuyarak, düşünererk bilgiler kazandık, kanılar edindik sanırız. Hele bir dile getirmeye çalışalım bunları; eksik, tutarsız, bizi de doyurup kandırmayan izlenimler çıkar ortaya. Pascal: "Yazmak, kişiye kendi sınırlarını öğretir." , demiş, konuşma da öyle. Neyi bilip neyi bilmediğimizi konuşurken anlarız.
Bilgilerimiz, kanılarımız konuşurken ya da yazarken kendi eleştirimizden geçer; sıraya girer, biri öbürünün nedeni, sonucu olur. Konuşmak düşünmektir. Sorunlarımızı, sıkıntılarımızı birisine anlatınca açıklaştığını, durulaştığını, güç ya da kolay, gerçek niteliğiyle belirdiğini anlayıp ferahlamamız bundandır. Sokrates, öğrencilerini konuşturarak, onların dağınık gözlemlerini, izlenimlerini bilgi, sağlam kanı niteliğine yükseltmez miydi?
Konuşmamız, kendimizi iyi değerlendiren bir eleştirmen, bir bilge gibidir. Bize yanlışımızı, eksikliğimizi, çelişkilerimizi söyler.
Konuşmayı sevmeyen, belirsizlik içinde kalır. Düşünceleri, konuları, izlenimleri karışıktır. Bir şeyler bildiğini, doğru düşündüğünü sanır; ama bunlar gün ışığına çıkmamış, doğru yanlış olduğu kendisinin ya da başkalarının ölçüsünden geçmemiştir. Konuşma alışkanlığı olamayan kişi, düşüncelerini çokluk belirtme güvenini de kendinde bulamaz; gittikçe pısırklaşır, içe dönük olur, aşağılık duygusu içine düşer. Bunun sonucu olarak toplumdan kaçar.
İnsanlık atmosferine konuşma ile girilir.
Konuşan kişi değerli bir olanak elde eder: dinleyenlerin tepkisi. Konuşmamız, dinleyenleri de düşündürür: onların görüşleri, eleştirleri, eklemeleri bilgimizin tamamlanmasına, kanımızın düzeltilmesine yardımcı olur. Tepki görmüş düşüncelerimize daha çok güveniriz.
Dinleyenler bize, düşünenin yalnız kendimiz olmadığını da gösterir; gururumuz, benlik duygumuz törpülenir. Başkalarının da bildiğini, düşündüğünü anlayınca onlara saygı duyarız; yaklaşırız onlara. Bu yaklaşma çok yararlı sonuçlar verir: Birbirimizle işbirliği yaparız. Birlikte, tam ve başarılı işler yapabiliriz.
Dinleme alışkanlığı kazanırız. Bu ise bize kitaplar kadar değerli bir bilgi kaynağı olur. Okuma bilmeyenler dinlemekle öğrenmezler mi? Uygar toplumlarda dinlemek, bir nezaket kuralı olmakla birlikte, vazgeçilmeyen bir iş görme ve bilgi alma yoludur.
Başkalarının da düşündüğüne, bildiğine bir kez inandık mı, bizim gibi düşünmeyenleri hoş görü ile karşılarız. Kolay kırılmayız, kızmayız onlara. Konuşmayı sevmeyense, bundan yoksundur; kendinden başka düşünenlere dayanamaz, hemen patlayıverir.
Konuşmak, düşüncelere, değerlere saygı göstermek bizi sevimli yapar; toplumca benimsenmemiz sonucunu verir.
Düşüncelerimizin paylaşılması, savlarımıza hak verilmesi, kendi gözümüzde kişiliğimizi yükseltir. Bilgilerimiz, kanılarımız yönünden toplumla uyum içinde olmak bize ferahlık verir. Ruh sağlığı kazanırız.
Konuşarak belirleştirdiğimiz, durulaştırdığımız düşüncelerimiz, davranışlarımız da belirli amaçlara yönelir, kararlı olur.
Konuşanın öğrenme ilgisi artar; konuşurken eksiklerini öğrenir. başkalarının eleştirsi de ona yanlışlarını gösterir.
Konuşan kişi hakkını savunabilir; başkalarının eleştirisi de ona yanlışlarını gösterir.
Konuşan kişi hakkını sabunabilir; bireyleri konuşmaya alışır, başkalarının eleştirisi de ona yanlışlarını gösterir.
Konuşan kişi başkalarını etkiler, onlara egemen olur; dinleyense edilgen olur, konuşana uyar.
Anadil, konuşularak olgunlaştırılır.
Ayrı beceriler olmakla birlikte, konuşma, yazma becerisinin de temeli, girişidir.
Konuşma, kişiye bir şey daha kazandırır: İyi konuşma becerisi. İyi konuşma becerisi. İyi konuşma, herkesin elde edemediği bir beceridir; her beceri gibi ancak yapmakla öğrenilir. Bu, konuşmayan, iyi konuşamaz demektir. Çok eski çağlardan beri etkili olmuştur konuşma becerisi. İyi konuşan hükümdarlar, komutanlar, sanatçılar başarılı olmuşlardır. Her alanda önderler, iyi konuşma yetenekleriyle etki yapmışlardır. Ama şimdi konuşanlar yalnız önderler değildir; toplumda bütün bireyler konuşuyorlar; konuşma bir hak, bir görev sayılıyor. Buna göre, konuşma becerisini bütün bireyler kazamalı.
Bu becerinin türlü yönleri var: Anadilinizi iyi öğreneceksiniz; sözcükleri doğru söyleyecek, tümceleri doğru kuracaksınız.
Saygı ve kibarlığın başlıca sözle belirdiğine inanmış olacaksınız; hangi durumla hangi sözlerin, hangi deyimlerin kullanıldığını, ne karşılıklar verildiğini öğreneceksiniz. Toplum karşısında konuşmayı öğreneceksiniz; yoksa hakkını savunan, görevini yapan bir vatandaş olamazsınız. İnsanlar önünde mantıklı, duygulu olmayı bileceksiniz; ne uzun, ne kısa yeteri kadar konuşacaksınız.
Yerine göre belgeli, tanıtlı, inandırıcı olacaksınız. İyi işitilmesi ve sevilmesi için sesinizi eğiteceksiniz.
İyi konuşabilen, bir bakıma iyi gelişmiş bir kişilik taşıyor demektir."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder