9 Mayıs 2007 Çarşamba

DOSTLUK

"Nasılsın?" diye sorarlardı dostlarım. "İyiyim" derdim. Ben de onlara sorardım, onlar da "İyiyim" derlerdi. Gene öyle olsun; birbirimize rastlayınca hemencecik soruverelim: "Nasılsın?" Ama sakın unutmayın; cevap bir kelimedir: "İyiyim" diyeceğiz. O kadar işte. Dünyanın güllük gülüstanlık olması için daha ne istersiniz? "İyiyiz" dediniz mi her şey iyidir, iyi olmalıdır. Sonra ne güzel, düşünün, herkes iyi, her şey iyi olacak. İnanmayan içinin zifirinde boğulup gitsin, ama lütfen "İyi değilim" demeğe kalkmasın. Ve lütfen okumasın bu hikayeyi. Sevmez çünkü... Sevemez.
Biliyorsunuz, iki yıldır buralarda yoktum, dün döndüm Kuzey Kutbu'ndan. Sizler öyle istemiş, öyle uygun bulmuştunuz, öyle oldu. Orada, tam iki yıl penguenlerden başka canlı görmedim. Onlar da yalnız beni görüyorlardı. Durumu anladınız elbette: Bu iki yıl içinde ne bana "Nasılsın?" diyen oldu, ne de ben bir kerecik olsun "Nasılsın?" diye sorabildim. Tabii "İyiyim" de demedim. Penguenler dostluk nedir bilmiyorlardı. Bu yüzden tam iki yıl süresince dünyada değilmişim gibi geldi bana. Ve işte o zaman anladım ki, dostluk yok mu, dünya da yoktur: Hoş bulduk dostlarım... Dünyayı buldum: Çünkü sizi buldum. Bakın, az kalsın unutuyordum, "Nasılsınız?" Ama sizden atik davramdım gene de, önce ben sordum. Ben mi? Ben iyiyim elbette... Sizi gördüm daha iyi oldum. Ohooo!.. Demek beni dinleyecek vaktiniz var. Anlatayım öyleyse... Hem de seve seve. Dedim ya, daha dün geldim Kuzey Kutbu'ndan. Tam iki yıl oldu, iki çift laf etmeyeli; konuşmak için can atıyorum.
Tarık BUĞRA (Hikayeler, 1969)

Hiç yorum yok: